23.05.2013

GİTME DESEN / M



Yenildik..
Neye yenildiğimizi bilmeden üstelik..
Yığın yığın toprak altında kaldık kimi zaman..
Kıpırdayamadık..
Soluklanamadık..
Sevdik, sevildik de,
Yaşayamadık..
Kelimelerde asılı kaldı bazen duygular ,
Ya da bakışlarda sustuk..
Kimi zaman  arkamızı dönüp gittik,
Gidecek yerimiz olmadığını bile bile..
Giden kim olursa olsun, kalan çekti o yükü..
Sözünü tutmayan başı önünde geri döndü..
Ama biz yenildik..
Direnmek boşunaydı bilemedik..
Her gün batımında 
El ayak çekildiğinde,
Usul usul sokulduk birbirimize,
Bazen  unuttuk zamanı ,
Bazen ok gibi saplandı yüreğimize.
En zoru ayrılmaktı,
Gün doğmadan önce.
Alelacele,
Konuşmadan,
Ruhumuzun çığlıklarını bastıramadan...
Yenildik..
Neye yenildiğimizi bilemeden üstelik...






22.05.2013

İSTANBUL HATIRASI...

Uzun senelerden sonra ilk defa otobüsle İstanbul'a gidiyoruz. Zira arkadaşımın uçak fobisi var. Otobüsün en ön koltuğuna kurulup,  etrafa baka baka gitmek fikri çok cazip geliyor. Her şey iyi hoş, otobüs rahat, ama insaf be kardeşim. Hiç durmadan servis yapılır mı ? Kek  kahve, çay poğaça .... İşte en kötü huyum da bu, hayır diyememek.. Hani nerdeyse, dünyada 7 milyarda bir görülen  karbonhidrat zehirlenmesinin mimarı olmak üzereyken, yolculuk bitti de  rahatladım..
Arkadaşımı  akrabasına emanet edip eve dönüş yoluna koyuluyorum.... da o kadar kolay değil tabi. Otobüsten in, metroya bin, sonra siteye giden servise yetiş.. Metroya gelince Taksim yazana atlıyorum . İşi garantiye almak için   bakışlarından zeka fışkıran bir hanım kıza  " sanayi durağına gider mi ? " diye soruyorum.. İşte aldığım evet cevabıyla  hayatımın hatasını yaptığımı az sonra farkediyorum tabi..
Boş bir yer bulup kitabıma gömülüyorum.. Bu arada bir hanım kız " falan duraktayız, filan yere gidecek olanlar öteki falancaya binsinler" gibi bi anons yapıyor ama çok da kulak kabartmıyorum.. Bir ara başımı kaldırdığımda , herkesin metrodan indiğini, başkalarının bindiğini görüyorum..Sabit kalan bir ben bir de o gözlerinden zeka fışkıran kız... Aldırmıyorum, kitaba devam.. Az sonra kız yanıma geliyor " yanlış binmişiz, bu fünikülermiş " diyor.. Yani iki durak arası  ( Taksim -Kabataş ) gelip gidiyormuşuz !  Tavafla  ( 7 şavt)  hacı olunuyor yanlış bilmiyorsam.. Ama  Taksim- Kabataş arasında kaç kere gidip gelmekle ne olunuyor işte bu meçhul..Zaten o şaşkınlıkla ışık hızıyla inip, karşı tarafa koşturuyorum hemen..
Ya ben hayatımda ilk kez duyuyorum füniküleri.. İzmir'de vardı da ben mi öğrenmedim sanki. Adını söylemek bile zor, " mini mini birler"  deseler daha mantıklı.. Ya da benim gibi köyden indim şehire durumuna düşenler için, "iki durak arası gelip giden, ne uzayan ne de kısalan ulaşım aracı " bile denebilir..
Hayır istanbul seni yenmeye geldim gibi bir iddiam da olmadı ki benim...Ne diye beni aptal bi duruma soktu anlamadım...Dedim dava açayım, vakit kaybı nedeniyle maddi, aptal  duruma düştüğüm için de manevi tazminat talep edeyim ..Vazgeçtim, neme lazım şeytana pabucunu ters giydiren bir avukata denk gelirim de, şak diye "aptal" raporu dayar  suratıma..
Evdekilere anlatıyorum, saflığıma gülmekten ölüyorlar.. Tabi ben de...
Böylelikle ana fikirsiz bir yazının daha sonuna geldik efendim.. Sakın ola ki, okuyup, " Telve de ne safmış " demeyiniz rica ederim :))






19.05.2013

......

Gittiğinde biter mi zannediyorsun ,
Ben ruhunu özgür bırakmadan...
Ruhun özgür kalır mı zannediyorsun,
Seni yürekten  affetmeden...?




16.05.2013

UNUTUR MUYUZ ?

Söylenecek çok şey var aslında..
Boğazda düğümlenen,
İçteki isyanı,
Öfkeyi,
Nefreti,
Çaresizliği anlatır mı bilmem..
Ama dolu dolu bağırmak istiyorum..
Bir çok insanın içi yandı,
Bir çok eve ateş düştü..
Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı..
Hepimizin canı yandı..
Söylenenden daha çok kaybımız...
Ama sadece " insan " kaybetmedik..
İnancımızı kaybettik
Umudumuzu kaybettik..
Milli iradenin varlığı şüpheli,
Milli birlik beraberlik şüpheli,
Mossad, CIA bizim içimizi MİT den nasıl daha iyi biliyor, şüpheli,
İstihbarat zaafiyeti var mı ?, şüpheli,
Aslında şüphe falan yok ortada, her şey gün gibi ortada..
Ama medyaya yasak getir, istediğin bilgiyi servis et,
Unuturuz biz,
Kendimizi oyalayacak bir şeyler buluruz nasılsa,
Biz unuturuz..
Unutulur mu gerçekten,
Sanmam,
Bu kez unutmaya fırsatımız olmayacak gibi..
Daha çok  karışacak ortalık,
Bakalım daha nerelere sürükleyecekler bizi..
Ne zaman , nasıl, nereye adım atacağımıza  "biz" karar vermediğimiz, veremediğimiz sürece
Daha çok ateş düşer bu yüreklere...







13.05.2013

KAFAM DEĞİL, KAVRAMLAR KARIŞIK..

 

Sonu gelmeyecek..
Ya da gelecek ama zaten "son" gelmiş olacak..

Bildiklerimi unutmalıyım..
Unutmamak için  hep uyanık olma zamanı.

Her şeye baştan başlamak...   imkansız..
Yeni başlangıçlar gerek..

Güvenemezsin hiç kimseye..
Bir omuza güvenle yaslanma ihtiyacı...

Senden  öğrenmek istediklerim var..
Hiç bir şey bilmediğini anladım..

Seninle olmak huzur verici gibi..
İçindeki  fırtınaları nasıl bastırdığını  görüyorum..

Uzak durmak  şart..
Yakınlık istiyorum..Biraz daha, biraz daha...










10.05.2013

YAŞATMAYI BİLEMEDİYSEN, BİTİRMEYİ BİL...


Kim kalmış ki sonsuza kadar..
Herkes bir gün gidecek..
Gidenin yerine yenisi gelecek..
O yenisi de  vakti geldiğinde terkedecek..
Biliyoruz..
Ama kabullenemiyoruz.
Çünkü itirazımız gidene değil,,
Gidişe değil...
Gidiş  şekline, tarzına...
İster arkadaşlık, ister dostluk, ister evlilik, ister sevda birlikteliği olsun..
Başta güzel şeyler şeyler yakalanmış, ortak noktalar bulunmuş ki bir zemine oturmuş..
Beraber zaman geçirilmiş, gülünüp eğlenilmiş, dertleşilmiş, kavga edilmiş, küsülmüş, barışılmış...
Bunlar yapılırken de kalp kırılmış bazen..
Can yakılmış..
Sınırlar aşılmış..
Ama illa ki güzel şeyler de yaşanmış..
Paylaşılmış..
işte bu güzel günlerin hatırına, karşıdakine duyulan sevgi / saygı adına, ayrılmayı  bilmeli insan..
Hoyratça, kırıp dökerek değil,
Soru işareti bırakarak değil,
Kanayan bir yarayla hiç değil...
İnsanca başlayan, insanca bitmeli..
Giderken kalp kırmak yerine, kırılanlar tamir edilmeli..
Öyle bir gitmeli ki,
Öyle bir bitirmeli ki,
Giden de kalan da , kapının hep açık olduğunu bilmeli..
En azından ihtiyaç duyulduğunda, karşılaşıldığında, özlenildiğinde, hatıra geldiğinde selam verebilmeli..
İki çift kelam edebilmeli...
Öyle bir gitmeli ki,
 Küçük düşmeden, küçük düşürmeden
Yiğidin hakkını teslim etmekten çekinmeden,
İyilikleri, güzellikleri görmezden gelmeden,
Bitirmeli..
 Sırlar ortaya dökülmemeli,
Arkadan atıp tutmamalı,

Kimsenin kimsede ne aklı kalmalı, ne de  hakkı...





7.05.2013

ŞİMGİ GELSEN NE FARKEDECEK..


Sana doğru koşmam için, yeterliydi yüzünü bana dönmen ..
Gerek yoktu konuşmana,  ben  söylerdim dinlesen..
Şimdi
Ne yana dönsen beni arıyorsun
Baktığın her yerde beni görüyorsun,
Biliyorum
Ama sevinemiyorum..
Ben senden gideli
Çok oldu be  sevgili...