1.05.2013

MİM...MİM..MİM...


Nesli tükendi zannedip, mim olayını unutmuşken, mimlenmişim..
Tamam mimler güzel oluyor olmasına da bu mim beni aşar..
Konu çocukken oynadığımız oyunlar..Pe hito  tarafından mimlenmişim.
Ama ben hayatı tersten yaşayan bir insanım.. Şu an oynadığınız oyunlar olsaydı, daha çok oyun yazardım kesin :))
Hımmm düşünmem lazım..Ben öyle sokakta oyun oynayan bi çocuk değildim ki..Çok nadirdir , ama okulda, pikniklerde bir de yaz tatillerinde köye gittiğimizde oynadığım oyunlar var aklımda..
Yağ satarım bal satarım,  istop, yakantop ( yakartop mu yoksa ?) saklambaç malum,  bir de ip atlama...
Yüzük saklama oynardık ninemle..3-4 fincan olur,  ters çevrilir, birinin içinde yüzük saklanır..Hızlıca karıştırılan fincanlardan yüzüklü olanı bulan kazanır...
Benim en çok keyif aldığım oyun ise, 5 taş, 40 taş... Olsa da oynasak :)
Biliyorum pek keyifli bir mim olmadı..
Umarım mimlediklerim hoş şeyler yazar :))
Pabuç, nefes, budeliçocuk...
Her mimde olduğu gibi, adlarını anmadan geçemiyeceğim Uçurum Çiçeği ve Cem, azadedir :)))





26.04.2013

KİMSİN SEN...

 
Seni nereye koysam bilemedim..
Acaba yerini bilememekten mi, yoksa hiç bir yeri sana layık  bulamamaktan mı..
Değil, değil..
Senin kim olduğunu bilmiyorum ki sana  yer hasredeyim..
Sana kondurulacak en güzel sıfattı belki " bir bilinmeyen"..
Oysa  iyi bir dost gibiydin.. iyi bir yoldaş..yol arkadaşı..
Mazide bir sancı olmayı seçtin..
Yazık ettin.....







25.04.2013

YANILSAMA..


 
Bir insan tanıyorsun..
İlk izlenimin çok da güzel oluyor..
Sana sunduğu, göz önüne serdiği  yönüyle hayranlığın tavan yapıyor..
Sonra..
Günlerden bir gün, öyle bir şey söylüyor ya da yapıyor ki,
Aklın hayalin duruyor..
Nasıl bu kadar yanıldım diyorsun..
İnsanın gözü bu kadar mı kör olur ?
Ben bu insanlar hakkında ne zaman yanılmayı bırakıp doğru teşhislerde bulunacağım ?
İşte tam o anda düşünmeye başlıyorsun..
Hata sende değil..
Tekamülü bir noktada ele alıp, diğer hususları atlayan zihniyette..
Bir tarafını geliştirip, kalanını güdük bırakanda suç..
Çok güzel şiir okuyan birinin duygusal derinliği olduğunu düşünmen senin suçun değil...
Güzel yazılar yazanın, insan ilişkilerinde   çuvallaması da senin  hatan değil...
Belirli bir mevkiye gelmiş, yaşı kemale ermiş bir insanın  hala ben merkezli yaşaması,
Koca şirketi idare edenin, maaşını kullanmakta  beceriksiz olması,
İyi bir baba / eş  olanın , iyi bir evlat/ arkadaş olamaması ve bunu görmemen  onun noksanlığından kaynaklanıyor..
Dışarıdan bakımlı / iyi giyimli / eli yüzü düzgün birinin evinde oturacak  yer bulamaman    senin pimpirikliğinden değil...
Elbette ki insanoğlunun bazı konularda yeteneği, diğerlerinden üstünlüğü olacak, olabilir...
Her açıdan kendisini yetiştirmesini, her alanda iyi olmasını bekleyemeyiz..
Kimseyi böyle bir şeyle zorunlu tutamayız...
Ama uçurum da olmasın be kardeşim..





23.04.2013

AKLIMI SEVEYİM...

Kim ve ne olursa olsun...
Konum, yaş, eğitim, tecrübe farketmiyor..
Herkes kendi aklını beğeniyor..
Ama  nasıl bir hayat istersin deseler,
Nedense, genellikle başkasının hayatına özeniliyor..
İşte burda çarpık bir durum var...






........

 

En çok hangi yönünü seviyorsun deseler,  her  defasında cevabım farklı olurdu eminim.Yok öyle   beğenilesi bir yanım olduğundan değil elbette. Ana göre değişiyor insanın halet_i ruhiyesi..(içinden çıkılmayacak hal almaya başladı gibime geliyor ..)
Yani demem o ki, bunu seviyorum ben..
Normal değil belki..
Bu dalgalanmaları, sancıları....
Tıpkı bir tohumun çatlaması gibi..
Zor oluyor, acı veriyor, olmadı huzursuz ediyor..
Lakin illa ki, güzel bir netice veriyor..
Emin olmadığım, sadece hissettiğim bir şeyi  hiç zorlanmadan, uğraşmadan  öğreniverdim..
Aleyhime gibiydi zahiren..
Ama , perdenin arkasındaki görmek lazım değil mi ?
Şimdi.... sanki hafifledi ruhum, özgür kaldı biraz daha.
Sabah belki  farklı düşüneceğim..
Bu dinginlikten eser kalmayacak belki...
Ne gam..
"Bu da geçer Ya Hu"  deriz, olur biter..
:))








22.04.2013

.......

Hoşuma gitmeyen bişeyler var..
Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum..
Bu blogu neden açtım?
İçimden geçenleri yazmak için..
Yazabiliyor muyum ?
Hayır..
Peki bu blog hangi kategoriye giriyor?
Hiç bir yere...:))
İyisi mi ben  en kısa zamanda bi yemek tarifi yazayım da, tam olsun..







BİR PİSİNİN PAZAR MACERASI...

                   
Fotoğraf 

Bak şu yeni gelenler fena değil gibi, hadi acıktım ama, yemeği dışarda yiyelim dedin,  sabahtan beri dolaştırıyorsun, daha bi numaranı görmedim...Ahh ah, anam dediydi, bundan hayır gelmez, ya balıkçı ya ciğerci kedisi olsun diye, dinlemedim ki...


Abicim, sende de var bi tane, halden anlarsın, benimki sızlanmaya başladı, yok mu bize göre bişeyler..
Bakalım menüde ne varmış..Hımm peynirli katmer, pek tarzım değil, kıymalıyı tercih ederdim ama, eh idare edeceğiz artık..




Yalnız bitiremezsin sen onu, az biraz da bana ver hele...


Bir lokma şeyle nasıl doycaz abi, biz iki kişiyiz, ayıp oluyo ama manitaya karşı...


Abi kuru kuruya gitmiyo bu ya, yok mu içecek bişeyler...



Ooooo çay da gelmiş  demek, dur iki yudum da ben alayım.....

Bir sonraki kare, kediciğin çayı döktüğü ana aitti, ama ne yazık ki gülmekten kaçırdım :((