30.07.2013

......




Sanki  gül goncası...
Zamanla ,
Her yaprak açıldığında,
Şaşırıyorum,
Zorlanıyor aklımın sınırları...

ARADAYIM, ARAFTAYIM...

Araf deyince yanlış anlaşılmasın sakın.. Yani öyle cennetle, cehennem arasında falan değil..Arada bir yerlerdeyim..
Hep söylüyorum, sevmiyorum bu hallerimi.. Her şeyim yoğun ve baskın olmalı. Bıçak gibi ince, keskin...Yok bu laf öyle değildi, kıldan ince , kılıçtan keskin.. Bu da sırat için kullanılan bir tanımlama değil mi ?
Hayırdır ne oluyoruz ya, gözümüz toprağa mı bakıyor yoksa ne..
Neyse.. Garip hallerdeyim.. Okuyorum ama yazamıyorum, düşünüyorum ama konuşamıyorum durumundayım. Bir garip halet-i ruhiye,,,Huzurlu muyum,  bezgin miyim, dingin miyim, miskin miyim çözemedim gitti.. Ne hayra yorabiliyorum, ne şerre..
Beklemedeyim..
Tetikteyim..
Hani olsun istemem, ama fırtına öncesi sessizlikse bu, o da kabul..






29.07.2013

SAFRANBOLU / 2

ESKİ HÜKÜMET  KONAĞI



Kent müzesi olarak hizmet veren  bu  görkemli bina, 1904 yılında inşa edilmiş. Safranbolu'ya hakim bir tepe üzerinde ve  mutlaka görülmesi gereken bir yer..





Giriş katında o döneme ait miras belgeleri, senetler, kitaplar yer almakta.. 

El yazması Kur'an- ı Kerim..


Osmanlı paraları..

Bir de böyle bir müzede neden gerek duyulduğunu anlamadığım bilişim odası :)  Ben sergilenen  teknolojik ürünlerden çok, her birini gülerek okuduğum özlü sözlerle ilgilendim tabi. Bu sözlerden bazı örnekler :
- Beleş anti virüs programı,  virüsü türkü çağıra çağıra ararmış...
- Eski Dos'tan Windows olmaz..
- Sabrın sonu resettir.
- Virüsü an, anti virüsü hazırla..
- Vakitsiz kilitlenen bilgisayarı resetlerler..
- Dos işler, windows  övünür..
- Virüs: ben programı uzantısından tanırım...


İkinci kata böyle  bir merdivenden çıkıyorsunuz. Bu katta genelde  Safranbolu'ya ait kıyafetler, gündelik hayatta kullanılan eşyalar sergilenmekte..









Veeee, Safranbolu'nun sosyal yaşamı ile, tarihi eserlerine ait fotoğraflar, gazete kupürleri...





Binanın bir de bodrum katı var. Burada ise,  dönemin yaygın olan meslekleriyle ilgili   mizansenler yer almakta..


İtfaiye tulumbası..






Safranbolu'nun ünlü lokum ve şekerci  dükkanı..




 

Çarıktan sonra daha koruyucu ve kullanışlı olan yemeni kullanılmaya başlanmış. Hatta Kurtulş Savaşı sırasında askerlerin hemen hemen tüm yemeni ihtiyacı Safranbolu tarafından karşılanmış.. 


Eski bir kahve değirmeni...


Hükümet Konağının bulunduğu Kale üzerinde yer alan saat kulesi, Padişah III. Selim'in Safranbolu'lu sadrazamı  İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmış.. Kare planlı ve zembereksiz olan  saat kulesi 1990 'lı yıllarda restore edilmiş..


Saat kulesinin etrafında değişik illere ait saat kulelerinin minyatürleri de bulunmakta.. İşte İzmir saat kulesi :))





Günümüzde kafe olarak işletilen eski cezaevi...



27.07.2013

.........

Gidişine lafım yok ta...
Bari giderken uykularımı götürmeseydin !!!.....





SEN NASILSIN ?

Böyle bir soruya verilecek en masumane cevap " iyiyim " demektir sanırım..
Lakin, nasıl olduğumu bilmiyorum ki ben..
Hani kuşlar özellikle  bir ağaç dalındaki meyveyi gagalarken, hiç durmadan kanat çırparlar ya..
Çünkü kanat çırpmadan durmaları mümkün değildir..
Düşerler..
Ben de ha bire kanat çırpıyorum sanırım..
Düşmemek için...






26.07.2013

..........

En çok sevdiği şeyden bile zamanla bıkabiliyormuş  insan....
Evimi özledim ben ......





25.07.2013

ZIVANADAN ÇIKMAK...

Zıvanadan çıkmak deyince aklıma ilk gelen, haddi aşmak, çok sinirlenip kendini kaybetmek. Lugate baktığımda ise " genelde çok sinirlenildiğinde kendini kaybetme durumu , öfkelenmek, yoldan çıkmak , çıldırmak...... " yazıyor . ( Uludağ Sözlük.)










Tabi ki yanlış biliyormuşum. 
Arkadaşlar bir geceliğine İstanbul'a gidelim dediklerinde, hiç düşünmeden evet dedim . Akşam üstü uçakla iftara gidilecek , sahur yapılıp yine sabahın kör vakti geri dönülecek . Malum ertesi günü iş var. İftarla sahur arasında rehber eşliğinde  Eyüp Sultan Camii gezilecek . Doğrusu bana söylediğinde, bu kadar güzel bir akşam olabileceğini tahmin etmemiştim . Rehberimiz sıradan biri değilmiş meğerse :) önceden tarih öğretmeni olan , şu an kendini  tamamen rehberliğe adamış , şehir şehir gezip konferanslar veren , tv de program yapan bir bey . 
En ince ayrıntılarına kadar anlattı camiiyi , Eyüp Sultanı , tarihimizi . En çok ilgimi çeken konulardan biri  " zıvana " meselesi oldu . 
Zıvana , sadece cami ve medrese parmaklıklarında kullanılan , yatay ve dikey demir çubukları birleştirmede kullanılan bir demir parçasıymış . Taşıdığı anlamdan dolayı , evlere böyle bir parmaklık yaptırmak mümkün değilmiş . 
Bu demir süslemeler, inancın , hayatın her alanına yansımasının bir göstergesi . Dikey olan demir çubuk vahyi , yatay olan ise sünneti temsil ediyor. İki çubuğun birleştiği yerdeki demir parçaya da zıvana deniyor. Yani vahiyden ve sünnetten ayrılmayın. Zıvanadan çıkmak da  Kur' an ve sünnetten ayrılmak anlamına geliyor. 
Zıvanadan çıkmaktan sakınmak gerekir demek ki ...