27.03.2013

YETİŞKİNLERDE BİLGİSAYAR OYUNLARI BAĞIMLILIĞI..

 
Şimdi nereden çıktı bu diyeceksiniz.. Aslında bu yazı kendime. Çünkü ben de bilgisayarda oyun oynamayı seviyorum.
Efendim, tam 5 yıldır bilfiil  oyunus  oyuncusu ( bağımlısı demiyorum :)) olarak bir bakayım dedim.Nedendir hala bu yaşta çocuklar gibi oyun oynuyor olmam. Bende bir arıza mı vardır ? Yaşanmamış çocukluğun tezahürleri midir ?
Neyse ki bu konuda yalnız değilmişim. Zira  1 milyon insan oyun bağımlısıymış.
Ben diğer oyunları bilemem. Ama benim oynadığım kelime oyunu,  başta sadece kafayı boşaltmak, rahatlamak  için başlanmış olup, zamanla insanı  kuşatıveren, esir alan  bir oyun. hele ki hırslı biriyseniz.  Elbette çok faydası var. Hızlı karar verme yetisini geliştiriyor. Özellikle  10 sn. gibi kısa süreli oyunlar oynuyorsanız..
Kazanmanın keyfini yaşamak insanı ruhsal açıdan tatmin ediyor. Kazanmak  deyip geçmeyin.. Benim başta en büyük tutkum, kazanmaktan çok, benden daha tecrübeli ve iyi oyuncuları  alt etmekti. Bu nedenle " usta" diye nitelendirilen oyuncularla çok oynadım..
Ne zaman ki sıkıntım oldu, kendimi oyuna atarak  kafayı dağıtmaya çalıştım. Kendini yiyip bitirmekten iyidir bence..
İnsanları tanıyorsunuz. Kazandıklarında ya da kaybettiklerinde  verdiği tepkileri görüyorsunuz.  Sizden daha iyi bir oyuncuyu yenince, " salak, ortalamana bak da öyle gel" diyebiliyor, çıkıp gittiği için de cevap veremiyorsunuz. Sizden daha acemi birine yenilince,  " nasıl yaptın sen bu ortalamayı"  alayı ile karşılaşabiliyorsunuz..
İnsanların zaaflarını görüyorsunuz. Normal hayatında her hangi bir başarıyı elde edememiş, hayalini gerçekleştirememiş,  insanlarla iletişim kurmakta zorlanan asosyal tipler, orda kendilerine ait farklı bir hayal dünyası kurabiliyor.Adam teknisyen olduğu halde, mühendisim diyebiliyor. Biri kalkıp  hukukta hakimlik bölümünde okuyabiliyor mesela :) Yani, hiç hoşuna gitmeyen gerçek yaşam koşullarından sun'i olarak uzaklaşıp, kendisini mutlu eden  yeni bir alan, yeni bir kimlik oluşturabiliyor. Dış dünyanın sorunlarını, zorluklarını, içinden çıkamadığı durumları bir kenara itip , mutlu olduğu, yeni kimlik kazandığı bu dünyada,   sun'i bir hayat oluşturuyor kendine..
Elbette çok saygın ve değerli insanlar da.. Orada vakit geçirmenin ayarını, dozunu kaçırmadan.. Konuştuğum  kişilere " günde kaç saat oynarsınız, ortalama olarak " dediğimde, bazıları günde 1-2 saat derken, kimisi sadece hafta sonları oynadığını söyledi. amaç ise,  beyinsel olarak dinlenmek. Çünkü genel profile baktığınızda, eğitim düzeyi yüksek, çoğunluğun üniversite mezunu olduğu ,  elinizi sallasanız bir mühendise, doktora ya da avukata çarptığınız oyuncu kitlesi mevcut. Elbette ki hepsi böyle değil. Arada, az önce de dediğim gibi, özgüven problemi yaşayan, kendini değersiz ve beceriksiz hisseden, aile içinde sorunlar yaşayan, iletişim eksikliği olan  insanlar da mevcut.  İşte bu türdeki insanların oyuna bağımlı olması çok kolay.
Oyun bağımlısı hangi durumlarda söz konusu ?
Eğer oyun için normal hayata devam etmekte zorluk yaşanıyorsa, yeme-içme, uyuma, dinlenme , aile içi sorumlulukların ya da iletişimin sekteye uğraması sözkonusuysa bağımlılık başlamış demektir. Artık yemek bile angarya gelmeye başlar insana. Uyku saatlerinden fedakarlık edilir. Öfke patlamaları yaşanır. Kaybetmek sinir bozucu olmaya başlar. Arkadaşlardan uzaklaşılır. Dışarıya çıkmaya, çalışmaya üşenir olur insan..Dışarıya çıkıldıysa, akıl bilgisayardadır, hemen eve dönmenin yolları araştırılır. Evdekilerle iki kelam edemez olunur. Hatta İngiltere'de olduğu gibi, saatlerce oyun oynamaktan hayatını bile kaybedebilir insan..(olayın muhatabı 20 yaşında bir genç, aralıksız 12 saat oyun oynamaktan hayatını kaybetmiş.) İşi abartıp , oyunda yenildiği rakibini gerçek hayatta bulup, bıçaklayarak öldürenler de mevcut.
Oyun bağımlılığının sebepleri 3 ana başlık altında toplanmış;
-Sosyal
-Fiziksel
-Ruhsal
Sosyal sebepler  kısaca internet kullanımının yaygınlaşması, cep telefonu vasıtasıyla her an insanın elinin altında olması, kolay  ulaşılması olarak nitelendirilebilir. Karşılıklı iletişimin de mümkün olduğu oyunlarda bağımlılık daha kolay gerçekleşebiliyor.
Fiziksel sebepler, dopamin hormonu insanı mutlu eder. Oyun oynarken kazanılan her başarıda salgılandığı için, insan haz almaya başlar. Kendini mutlu etmek için de ister istemez, oyunun başına oturur.
Ruhsal sebeplere gelince, yapılan araştırmalar neticesinde, oyun bağımlısı olanların genelde özgüveni düşük, sosyal iletişim kurmakta zorlanan,  kendini değersiz hisseden insanlar olduğu  ortaya çıkmış. tabi ki  her bağımlıda bunların olması gerekmiyor. Oyundaki profil aracılığıyla gerçek hayatta dışa vurulmayan öfkenin   tezahürü ile rahatlama da sözkonusu olabiliyor. Ya da  cesaret ve girişimcilik, risk alma gibi eylemlerle insan kendisini daha rahat hissedebiliyor.
Eğer çevrede, ailede bu tür bağımlılar varsa ne yapılmalı ?
Bu konuda klinikler bile kurulmuş. Elbette ki bu yöntem, ileri seviyedeki bağımlılar için. Ama  başlangıç aşamasında olanlar için  yapılabilecekler  de mevcut. Birden oyundan uzaklaşmak , bağımlının hayatında büyük bir boşluk oluşturacağı için, bu pek mantıklı değil. Öncelikle, bağımlının istekli olması gerekiyor. İlk adım, bağımlılığa iten nedenlerin araştırılıp, bu problemlerin giderilmesi. Ardından kademeli uzaklaştırma gerekiyor. Bunun için yapılabilecek en güzel şey, yeni sosyal alanlar oluşturmak. Konser, sinema veya herhengi bir kursa gitmek gibi..Bağımlının spora yönlendirilmesi   en iyi sonuç veren aktivitelerden biri. Elbette ki bu arada eleştirmek kesinlikle  ve bir anda koparmaya çalışmak ters tepecektir..
Eer hala sorun devam ediyorsa da profesyonel desteğe başvurmak gerekiyor..







13 yorum:

  1. Beni yanlış anlamanızı istemem fakat "Nedendir hala bu yaşta çocuklar gibi oyun oynuyor olmam" sözünüz ülkemizdeki en yanlış tabulardan, en büyük ön yargılardan biridir. Neden derseniz bilgisayar oyunlarının çoğu zaten çocuklar oynasın diye yapılmamakta, sektör özellikle 20+ yetişkinler üzerinde kurulmaktadır. Ülkemizdeki en uyuz olduğum söz "Çocuk musun oyun oynuyorsun?" dur. Neden ki? Çocuk olmayınca bizim eğlenmeye hakkımız yok mu? Alkolik adama, sigara bağımlısı adama, eroinmana bişey demezler, tutup bizim gibi tek eğlencesi arkadaşları ve bilgisayar oyunları olan insanlara çocukmusun derler, bu beni çok üzüyo. Özellikle maddi geliri normalin biraz altında olan insanlar için (en example: Im) oyunlar eğlenmenin neredeyse tek yoludur...
    Asosyalliğin en büyük nedeni, millet gözardı etsede parasızlıktır...

    YanıtlaSil
  2. Çok anlamlı bir yazı olmuş. En azından insanlara bir kez olsun "ben bu işin neresindeyim" dedirtecek cinsten bir yazı.

    Ben oyunlara pek ilgi duymadım. Zaten blog açana kadar internetle de pek alakam yoktu. Sonra facebook sonra twitter geldi. A-a bir baktım ben fazla vakit geçirir oldum internette, arkadaşlarımla dışarı çıkmak istemedim. Bilgisayarım ve ben baktım çok mutluyuz. :)

    Neyse; sonra bir haftasonu Polonezköy' e gittik ailece. Şans internet çekmiyor, telefon çekmiyor. Hatta blogda bununla ilgili bir yazı da paylaşmıştım. Kaldık mı sözcüklerle ve insanların bakışlarıyla başbaşa. O an anladım ki konuşmak, dokunmak, bakışmak gibisi yok. :))

    Ve yolun başında çook da etkili bir vuruş oldu o haftasonu tatili benim için.

    Bu arada asosyal değilim :) ; sinema, konser, tiyatro takip ederim ve giderim. Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi de seviyorum. Ama biraz kendinle baş başa kalmak da lazım. Değil mi ama :)

    Ne çok yazdım :) Ben noktayı koyar, sevgiyle kalın derim :))

    YanıtlaSil
  3. Sayın kara, elbette sizi yanlış anlamam. Haklısınız, yetişkinlerin oyun oynaması tabu gibi karşılanıyor. Ama ben öyle düşünsem zaten oynamaz, bu yazıyı yazmazdım. Oyun oynuyorum ki, normal buluyorum. Hatta bazı zamanlarda ihtiyaç gibi görüyorum kendi adıma. Haaa o cümleyi tabu gibi gördüğüm için kullanmadım zaten. Ben de asosyal değilim, kendimi ispatlamak için oyunda başarı elde etmeme de gerek yok. gerçek hayatla sanal bir birine karışmadığı, sekteye uğratmadığı sürece bazı oyunların faydalı olduğunu bile iddia edebilirim. Mesela ben alzheimer olmam herhalde :))

    Pe Hito / Noktayı güzel bir yere koymuşsunuz :) Ara sıra rahatlamak iyidir elbette..Hem kime ne zararımız var , öyle değil mi :))






    YanıtlaSil
  4. Birşeylere tutku düzeyinde bağımlı olmak gerçekten kötü bir durum. Ne yazıkki pek çoğumuz bundan muzdarip olduğumuz halde kendimizi kurtarabilmek adına fazla bir gayret göstermiyoruz. Sanal dünya gerçekten günlük yaşantımızı etkiliyor. Pozitif amaçlarla kullananlara sözüm yok. Ama kontrolü kaçırmak içinden çıkılması zor süreçler yaşatabiliyor insana. Azı karar çoğu zarar diyorum. Yine harika bir yazı. Sevgiyle kalın

    YanıtlaSil
  5. Bende 96 yılından beridir oyun oynayan biri olarak oyun bağımlısı olduğumu kabul etmiyorum :)Tv polat çıkıyor adam öldürüyor ben de oyunda aynısını yapıyorum.İkisi de düzmece senaryo değil mi ? Biri polat vurunca gaza geliyor bende kendi kahraman karakterim vurunca aynı şekilde.Arada pek fark görmüyorum.Ama internet ortamı çok farklı günlük hayattan.Biraz utanma duygusundan ödün veriyor insanlar.40 yaşındaki adam 15 yaşındaki çocukla aynı oyunu oynayabiliyor ve o çocukla tartışıp küfürleşebiliyorlar.Seviye bu şekilde ki kadın-erkek ilişkisine hiç girmiyorum.Ben sanalı sanalda bırakırım.Evi-evde,işi işte.Yoksa günde 10 saat çalışıp,2 saati yollarda geçen 8 saat uyuyan bir adam için 4 saat çok az bir süre.

    YanıtlaSil
  6. Çok teşekkür ederim Mavea..Haklısın, kontrolü elden bırakmamak gerekir..

    Toz, zaten oyun zararlı demiyorum.Tam tersine çok faydaları var. yeter ki bağımlılık haline gelip, gerçek hayatı etkilemesin.

    YanıtlaSil
  7. şu kısmı okuduğumda "Normal hayatında her hangi bir başarıyı elde edememiş, hayalini gerçekleştirememiş, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan asosyal tipler, orda kendilerine ait farklı bir hayal dünyası kurabiliyor." aha da benden bahsediyor dedim de devamında ben olmadığımı anlayııp üzüldüm doğrusu.


    Bi ara ben de Hitmn a sarmıştım ama bendeki bağımlılık uzun sürmüyor, çabuk sıkılıyorum.

    Ayrıca kelime oyunu güzeldir, ona da takılmıştım bi ara...

    Ve de kendini bağımlı gibi hissetme sayın kahve Telvesi, bağımsızsın sen :))

    YanıtlaSil
  8. Bu sözleri nasıl üstüne alırsın Cem :) Keşke her insan senin gibi olabilse, kendine objektif bakabilse, kendini tanısa..
    Ben 5 senedir sıkılmadım .)
    bak son cümlen çok hoşuma gitti. Umarım "kendini imha eden yorumlar" kategorisine dahil değildir :))

    YanıtlaSil
  9. Ben de şu hidden object türü oyunlardan oynuyorum. Hep bir dedektiflik merakım vardır zaten. Bir ara tv de (10 sene kadar önce)Sherlock Holmes dizileri çıkardı onları seyrederdim. Şuan yenileri de çıkmış ama onları izlemeyi düşünmüyorum.

    Sonra internetten bulgubilim dedektifleri diye bir belgesel serisini indirip izlemiştim. Seviyorum gizemli şeyleri. :)

    YanıtlaSil
  10. Her şey kararında olursa güzel..

    YanıtlaSil
  11. Yolcu / Hiç denemedim o tür oyunları ve mümkünse denemeyeyim de :) Sanırım herkes kişiliğine göre farklı şeylerden keyif alıyor..

    Budeliçocuk / Doğru bir söz, bu konuda herkes hemfikir olur sanırım.. Ancak anlaşmazlığa düştüğümüz konu "karar" ölçüsü..

    YanıtlaSil
  12. There are unlimited options for promoting the products. I am
    sure there are many more examples and the above can include both ready made and those crafted by loving owners too.
    Can you create websites that look like pros slaved away on them for
    months.

    Look at my weblog; my site

    YanıtlaSil